Girişimciler açısından kendileriyle kurulan iletişimin empatiyle şekilleniyor olması büyük önem taşımaktadır.
Girişimcilik dikkat çekici bir kavram, çoğu kimseye göre bir hayat görüşü. Aynı zamanda ayırt edici yönlere sahip. Karakteristik bir şekilde geleneksel görüşün dışında, kurumsal işte çalışıp oldukça standart şekilde devam eden hayat yapısını bir kenara itmek, kendi belirlediği çizgide ilerlemek aynı zamanda.
Riskleriyle, gerçekleriyle, fırsatları ve potansiyeliyle birlikte. Baskı her zaman vardır, onu kucaklamak isteyenler ve vazgeçenlerin birlikte yer aldığı bir alandır girişimcilik.
Daha önce girişimcilerin bir arada bulunduğu etkinliklerde bulundunuz mu? Atmosfer genelde farklıdır, enerji yüksek ve pozitif yöndedir.
Kişilerin bazıları önemli başarı hikayelerinin mimarıyken bazıları da birer araştırmacı, gözlemci pozisyonunda konumlanmıştır. Ancak şu bir gerçektir ki girişimciler birbirleriyle aynı dili konuşur, birbirlerini anlar.
Hatta başlayan bir cümlenin devamı, çoğu girişimci için yaşanmış benzer durumlar anlamı taşıyacaktır, bu yüzden gülümsemeler, düşünceler, hayal kırıklıkları genelde ortaktır.

Girişimciliğin dili güç ve liderlikle ilgilidir. Bu sözlükte kırılganlık, tecrit gibi kelimeler pek yoktur.
Öte yandan girişimciliğin çeşitli alanlardaki izolasyonu da bir gerçektir. Örneğin dünyanın birçok ülkesinde kadın girişimcilerin önemli bir kesimi ayrımcılığa maruz kaldıklarından şikayet etmektedir. Ayrıca destek ve motivasyon konularının da yeteri seviyede olmadığı hem erkek hem de kadınlar için söz edilebilir sorunlar arasındadır.
Bu kapsamda doğru bağlantıları teşvik eden iş ortamlarını, etkinlikleri değerli görmek, katılımcı olmak ve bir yandan da etkileşime, empatiye pozitif yaklaşım göstermek gerekir.

Yalıtılmış olmayı, tek başına devam etmeyi kendine düstur edinen girişimcilerin bundan çabucak vazgeçmeleri gerekir. Çünkü girişimcilik sadece işlerin yürümesiyle değil, mental açıdan da desteğe ihtiyaç duyar.
Üstelik yalnız kalmak ve izole olmak depresyonu tetikler. 2014 yılında Gallup tarafından gerçekleştirilen bir araştırmada ABD’deki işletmelerde yöneticilerin yüzde 10’undan fazlasının depresyon yaşadığı bulgusuna işaret eder. 2012 tarihli bir başka araştırmada ‘girişimcilerin’ bir kurumda çalışan kimselere göre yüzde 45 daha fazla stres yaşadığı belirtilmiştir.

Toplumsal normlar, baskı, kişisel ve mesleki engeller, odak dağıtıcı sayısız unsur girişimciler için sorun teşkil etmeye devam edecek. İçsel gücü empatiyle şekillendiren bağların kurulması bu nedenle önemli.
İşte bu yüzden empatik ilişkilerin tercih edilmesi gerekiyor. En basit etkinlikte, hatta etkinliklerdeki konuşmalarda dahi ‘destek’ ve ‘motivasyon’ öncelikli yaklaşımın öne çıkması, sorunların dışarıdan bakan bir göz olarak değil de duygularla birlikte değerlendirilmesi her zamankinden daha fazla önem kazanıyor.
İpucu
İnsanların birbirlerini ‘çalışma modu’ ya da ‘bekleme modu’ şeklinde bir pozisyon alacak şekilde etkilemesi kesinlikle mümkün. Şu unutulmamalı ki söz konusu iki ‘mod’ arasında çok ciddi bir ayrım noktası söz konusu.
Empati nedir?
Empati veya eşduyum, bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır.
Kaynak: Vikipedi