2018 itibarıyla Avrupa girişimcilik ekosistemi [Analiz]

Avrupa, Silikon Vadisi’nin dünyaya yaydığı girişimcilik rüzgarını en iyi yakalayan kıta olmasına karşın, geride kalan yılın gösterdiği tablonun bazı riskleri günyüzüne çıkardığı görülüyor.

İleri teknoloji alanında güçlü yatırımlar yapan Avrupa, 150 milyondan fazla kişinin çalıştığı bir startup havuzunu temsil ediyor. Kıtada faaliyet gösteren startup’lar 2017’de 31 milyar dolar gelir elde etti. Bu rakam, bir yıl öncesine oranla %52,4 artışa işaret ediyor. Buna rağmen, Çin ve Japonya olmak üzere Asya ülkelerindeki teknoloji devlerinin yatırımlarını arttırdığı Avrupa piyasası, kendi gücünden kaybediyor. Bunun en büyük göstergesi, başta satın alımlar sebebiyle yaşanan el değişmeler. 2017’de Avrupa merkezli 610 firmanın hisseleri satın alımlar, halka arz ve şirket birleşmeleri gibi işlemler ile el değiştirdi. Japonya’nın telekomünikasyon devi Softbank’in Birleşik Krallık merkezli çip üreticisi ARM Holdings‘i, Çin merkezli mobil oyun devi Tencent‘in ise Finlandiyalı video oyun yapımcısı Supercell’i satın alması altı çizilebilir yatırımlar oldu.

Genel tabloya bakıldığında ise piyasadan çıkan (hisse sahipleri kısmen veya tamamen değişen) Avrupalı startup sayısı 2017’de İsveç‘te 120, Almanya’da ise 112 olarak belirdi. Tüm bu değişimler ile startup ekosisteminin başını çeken şehirler sıralamasında 2017’de dengeler fazlasıyla değişti. Asya’dan beş şehir ilk 20’ye girmeyi başarırken, Pekin dördüncü sıraya yükseldi.

Avrupa’da girişimciliğin karşısına çıkan engeller neler?

Avrupa kültür çeşitliliği, yatırım potansiyeli ve ticaret hacmi ile çok yüksek bir potansiyele sahip. Ancak kıtayı etkisi altına alan politikalar ve ardı kesilmeyen beyin göçü, girişimciliğin de dengesiz yayılmasına neden oluyor.

Brexit ile İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılacak olması ve özellikle İrlanda ve İsviçre’de sunulan vergi kolaylıkları gibi faktörler, girişimcilik sektöründeki güç dağılımını daha da dalgalandırıyor. Rakamlara bakıldığında, beyin göçünün Avrupa’nın doğusundan batısına kaydığı görülüyor. Göçmenler arasındaki beyin avcılığı sıralamasında ortaya çıkan dağılım şu şekilde:

  • Birleşik Krallık & İrlanda: %26,
  • İskandinavya & Baltık ülkeleri: %9,
  • Fransa, Almanya, Avusturya, İsviçre: &9,
  • Belçika, Hollanda, Lüksemburg: %8,
  • Güney Avrupa: -%8,
  • Orta ve Doğu Avrupa: -%12

Yukarıdaki tablo, Avrupa’nın girişimci potansiyeli en güçlü 8 kentinin 2016 ve 2017’de sabit kalmasını sağladı. Bu sıralamadaki şehirler;

  1. Londra
  2. Berlin
  3. Paris
  4. Amsterdam
  5. Barselona
  6. Madrid
  7. Stockholm
  8. Kopenhag

Avrupa’nın girişimcilik kaleleri: Londra ve Stockholm

Beyin göçü, Avrupa’daki bürokratik engellerle girişimciliği zor duruma düşürüyor. Global Startup Ecosystem raporuna göre ileri teknoloji alanında çalışan göçmenlerin vize ve çalışma izni alma süreçleri çok uzun sürdüğü gibi maaşları da çok tatmin edici olmuyor. Yine de Avrupa’nın kendine özgü birçok avantajı var.

Brexit ile çatırdayan İngiltere-AB ilişkileri ve Trump yönetiminin ulusalcı tutumlarına rağmen, Avrupa küresel girişimciliğin merkezi durumunda. Kitlelere ulaşma konusunda ABD ve Asya’dan daha başarılı olan Avrupa, bu özelliğini Londra ve Berlin ile koruyor. Londra, neredeyse 6.000’e yakın startup ile Silikon Vadisi’nin ardından en güçlü ikinci girişimci merkezi, Berlin’de ise 2017 itibarıyla faaliyet gösteren ileri teknoloji startup sayısı 2,900. Avrupa’daki teknoloji girişimlerinin aynı yıl elde ettiği toplam gelir ise 19 milyar dolar.

Avrupa’nın yükselen yıldızı ise yaşlı kıtanın en değerli unicorn’u unvanına sahip Spotify’ın yer aldığı Stockholm. 8,6 milyar dolar değerindeki Spotify‘ın ardından, şehirden çıkan bir diğer unicorn 2,2 milyar dolar değerindeki FinTech startup’ı Klarna.

Avrupa’nın yakın gelecekte durulmayacak beyin göçünü bir nebze dengeleyen bir faktör de mevcut: Estonya. 1,3 milyonluk nüfusa sahip Estonya, 100,000 kişiye düşen startup sayısına bakıldığında Avrupa ortalamasını altıya katlıyor. 413 startup bulunan Estonya, e-vatandaşlık sistemi ile zaman öldürücü bürokrasiler yerine beyin avcılığını çok daha etkin bir şekilde gerçekleştiriyor. Lokasyon hizmetleri, mühendislik, ileri teknoloji, elektronik ve donanım gibi alanlarda öne çıkan Estonya, temsil ettiği sektörler ile aslında Avrupa’nın küçük bir tablosunu andırıyor.

Kaynakça: