Startup Dostu Dubai’den neler öğrenebiliriz?

Yeraltı zenginlikleriyle en şanslı coğrafyalardan biri olarak anılan Dubai, girişimlere sunduğu olanaklarla da gerçek bir Startup Dostu olduğunu kanıtlıyor. Bizim de Dubai’den öğreneceklerimiz var.

Sadece bir asır önce küçük bir balıkçı limanı olan Dubai ve bağlı bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri, topraklarında petrolün bulunmasıyla birlikte değer kazanarak dünyanın en büyük iş merkezlerinden biri haline geldi. Ülkenin geliri yeraltı zenginlikleri üzerine kurulmuş gibi gözüküyor olabilir ama UsaToday tarafından yapılan araştırmaya göre petrol ve doğalgazdan elde edilen gelir, ülkenin toplam gelirinin sadece yüzde 10’una tekabül ediyor.

Ülkenin en büyük gücünü gayrimenkulden aldığını biliniyor olsa da Dubai’nin son yıllarda yaptığı atılımlarla ticaret konusunda dünyanın önde gelen hub’larından biri olduğu ortada.
Özellikle girişimler için tam bir cennet olan Dubai, fikirlerini hayata geçirmek için ilk adımı atmak isteyen gençlere oldukça cazip imkanlar sunarak gerçek bir Startup Dostu olduğunu kanıtlıyor.

Dubai’de kurulan üç Startup “Unicorn” oldu!

2012 yılı verilerine göre Ortadoğunun en pahalı kenti olan Dubai, buna rağmen özellikle yabancı girişimciler için gerçek bir fırsat kapısı. Startup’lar için kuluçka merkezi görevi gören Dubai; girişimlerin kurulmasına, gelişmesine ve ilerlemesine imkan tanıyan, deyim yerindeyse startup’ların elinden tutan bir şehir. CBInsight tarafından açıklanan verilere göre, 2016 yılında bu yana tam üç adet “Unicorn”, yani değeri 1 milyar doları aşan startup’a da ev sahipliği yapıyor. Dubai’de toplam 32 adet uluslararası boyutta startup hayata geçtiği de bilinenler arasında.

Başarılı startup’ların hayata geçmesinde ev sahibi olan Dubai’nin sırrını merak ediyorsanız, gerek Startup Dostu regülasyonların, gerekse hükümet tarafından yapılan desteklerin önemli rol oynadığını söyleyebiliriz.

Peki bizim Dubai’den öğreneceklerimiz neler? Dilerseniz, Dubai’yi Startup Dostu yapan en önemli özellikleri bir gözden geçirelim.

Yüzde 100 firma sahipliği

Bir girişimci için en önemli şartların başında kuracağı şirketin tam manasıyla sahibi olmak gelir. Her ülkenin ve bölgesel yönetimin kendine has kuralları olduğundan girişimciler de kendilerine en uygun ülkeyi bulmak için arayış içine girerler. Yurt dışında iş kurma hayali içine girdikleri andan itibaren hedeflerindeki ülkenin şartlarını incelerler.

Dubai, girişimciler için cazip bir örnek teşkil ediyor. Yabancı girişimcilere kapısını sonuna kadar açan Dubai, yabancı girişimcilerin kendi firmalarına yüzde 100 oranında sahip olmalarına izin veriyor.

Sıfır vergi

Girişimci, hayalindeki projeyi hayata geçirebilmek için mutlaka gelir gider hesabı yapar. Aklındaki fikrin sürdürülebilir olması adına, ne gibi gider kalemlerinin olduğunu ve zamanla hangi yeni giderlerin ortaya çıkacağına bakar. Özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde, vergi konusu her zaman girişimcilerin başını ağrıtan konular arasındadır.

Vergi konusunda, yeryüzündeki cennet mahlasını hak eden Dubai’de ise girişimlerden vergi alınmıyor oluşu büyük bir fırsat. Gider kalemleri arasından vergi isminin silineceğini bilen bir girişimci, fikrinin hayata geçmesi için derhal kolları sıvayacaktır.

Kârın yüzde 100 iadesi

Bugün hangi girişimciyle konuşuyor olursak olalım; yabancı bir ülkede elde ettiği kârın tamamını, hiç kesinti olmadan kendi ülkesine aktarabileceğini söylesek, hemen bavulunu toplayıp o ülkeye gidecektir. İşte Dubai de bu istisna bölgelerden biri. Yabancı girişimlerin elde ettiği tüm geliri, ne vergi ne de kesinti olmaksızın kendi ülkesine aktarabilmesine imkan tanıyan Dubai, tam manasıyla Startup Dostu olduğunu kanıtlıyor.

Çalışan vergilerinden muafiyet

Startup ister tek kişiyle, isterse de çekirdek bir kadro kurulmuş olsun, zamanla büyüyerek daha geniş bir kadro ile iş yapar hale gelmesi sıradan bir durum. Kurulduğu dönemdeki tahminlerinden daha hızlı ve fazla büyüyen şirketler nasıl zorlanıyorsa, yeni kurulan girişimlerin de kontrolsüz büyümelerine sık sık şahit oluyoruz. Her işletme için büyümek kağıt üzerinde güzel gözüküyor olsa da sayıca artan çalışanların maaşları ve maaş dolayısıyla devlete ödenen vergilerin artması can sıkıcıdır.

Dubai’de iş kuranlar, yanlarında çalıştırdıkları işçilerin maaşlarını öderken tek kuruş bile vergi vermiyorlar. Durum böyle olunca, ürettikleri ister fiziksel bir ürün isterse de hizmet olsun, daha kaliteli iş çıkarmak için yeteri kadar geniş bir kadro ile çalışmak Dubai’de mümkün oluyor.

Kişisel ve kurumsal gelirlerden 50 yıl vergi muafiyeti

Dubai’de iş kurmuş olan yabancı girişimciler, 50 yıl boyunca elde ettikleri kârın vergisini ödemiyorlar. İlk bakışta hayal gibi gözüken bu imkan, dünyanın dört bir yanından insanın, aklına gelen fikri hayata geçirmek için soluğu Dubai’de almasına neden oluyor.

Bunların dışında uluslararası ürün ticaretinde gümrük vergisinin olmaması, yurt dışına sağlanan hizmetlerden komisyon alınmaması da Dubai’nin girişim cenneti olmasını sağlıyor.

Verdiğimiz örnekler elbette uçuç seviyede. Sadece Türkiye değil, gelişmiş ülkelerde de kolay kolay sağlanabilecek şartlar değil. Ülkemiz için sıra dışı bir düşünce olsa da, en azından umut vadeden girişimler için vergi indirimlerinin uygulanması, daha fazla startup’a ev sahipliği yapmamızı sağlayabilir.

Dubai kadar olmasa da, girişimcileri teşvik edici adımlar ve vergi kesintilerinin daha makul seviyelere çekilmesi gibi iyileştirmeler, Türkiye’yi Startup Dostu ülkeler listesinde ilk sıralara taşıyabilir.