Röportaj: Oğuz Aylanç , Hamurlabs

89
Müşterilere uçtan uca ERP yazılım çözümleri sunan Hamurlabs’ın kurucu ortaklarından biri olan Oğuz Aylanç ile bir röportaj gerçekleştirdik.
Öncelikle sizi ve girişiminizi kısaca tanıyabilir miyiz?
15 senedir e-ticaret sektöründe ERP yazılım çözümleri üzerine uzmanlaştım. ERP platformlarını geliştirirken modern yazılım çözümlerini tercih ettik ve açık kaynak kodlu teknolojileri kullandık. 7 sene Markafoni‘de ERP Geliştirme Departman Müdürü olarak görev yaptım. 2016 yılında ekip arkadaşlarım ile beraber ayrılarak startup dünyasına adım attık. Yazılım geliştirme sürecini tamamladıktan sonra Temmuz 2017 tarihinde Hamurlabs‘ı kurduk. Ve müşterilerimize uçtan uca ERP yazılım çözümleri sunuyoruz.
Bir girişim için yatırımın sadece maddi kaynak olmadığını biliyoruz. Bu noktada kurum ve şirketlerin rolünü nasıl tanımlıyorsunuz?
Türkiye’de startup’ların neredeyse hepsi sadece 1 konuda uzmanlaşmış girişimcilerden oluşuyor. Yani %99 çoğu kurucu ortak yazılımcı, tasarımcı, mühendis vs… Kurumsal şirketlerin girişimlere verdiği destek burada çok önemli, paradan daha önemli olan tecrübe paylaşımı ile girişimleri daha ileri taşıyabiliyorlar. Örneğin, iş geliştirme, pazarlama, satış …vs gibi alanlarda girişimlere destek olabiliyorlar.
Bir girişimin bir kurum veya şirket ile ilişkilerini nasıl kurması gerekir? Sizce girişim kimliği ile mi yaklaşmak doğrudur yoksa profesyonel bir görünümle mi kapıları çalmak daha doğru olur?
Yeni bir döneme girdik, artık eski tarz şirket kültürü yerini startup kültürüne bırakmaya. Eski tipteki hantal ilerleyiş yerine, hızlı karar alıp, hızlı prototip geliştiren, müşterileri ile daha hızlı iletişim kurabilen şirketler başarıya daha yakınlar.
Bizce girişimler, girişimciliğin getirdiği avantaj ve özellikleri bilerek şirketler ile iletişim kurmalılar, yoksa maalesef şirket bürokrasisi içinde kaybolup gideceklerdir. En önemli nokta ise, iletişim kurulacak kurum/şirkette startup kültürüne yakın departman ve/veya kişiler ile irtibata geçilmesi
Sizin girişim sürecinizde en büyük faydayı sağlayan kurumsal ilişkilerinizi bize aktarabilir misiniz? Bu konuda paylaşabileceğiniz bir hikayeniz var mı?
Yeni bir girişimiz, yakın zaman Türk Telekom Pilot hızlandırma programına katıldık. Programdaki yöneticilerin tavsiyeleri, bazı alanlardaki eksikleri kapatmamızda faydalı oldu. Ayrıca sektörde çalışan işinde uzman kişilerden de destek alıyoruz. Finansal nedenlerden dolayı bünyemizde şu an barındıramadığımız bir çok branştan arkadaşlarımız bize tavsiyeleri ile destek oluyor.
Tüm girişim deneyiminiz ve geçirdiğiniz süreçleri göz önüne alarak “keşke şöyle imkanlarımız da olsaydı” veya “bunların olmasını beklerdik” dediğiniz noktalar var mı?
Girişimcilik ekosistemi halen emekleme aşamasında, girişimlerin olgunlaşıp hayata geçmesi halen ülkemizde çok sancılı oluyor. Bir çok girişi başarılı olabilecek özelliklere sahipken kapanabiliyor. Özellikle kurumsal çözümler üzerine ürün geliştiren girişimlerin en büyük sorunu müşteri bulmak. Maalesef halen bir çok Türk şirketi yerli çözümler yerine çok büyük paralar ödeyerek yabancı kaynaklı çözümleri tercih ediyor. Biz yerli girişimlerin ürünleri yabancı muadilleri ile eşdeğer hatta daha iyi diyebiliriz. Kurumsal şirketlerin bizlere fırsat vermesi hem bizim için hem de kendileri için faydalı sonuçlara yol açacaktır.
Genel olarak bir kurumun / şirketin Startup Dostu olarak isimlendirilmesi için temel tanımı nasıl yaparsınız?
Öncelikle girişimlere destek vermeye karar veren kurum/şirket kendi için bu iş için bir departman kurmalı. Yani bu bir “Pazarlama Aktivitesi” işi olarak görüp ilerlenirse, girişimler bekledikleri desteği ve ilgili göremeyecekleri için verimli bir büyüme sağlayamayabilirler. Zamanında Blackberry ve Nokia‘nın yaptığı için gerekiyor ise girişimlere kurum/şirket içinde yer verilerek gerekli ilgi ve desteğin sürekliliği sağlanmalı.