Röportaj: Ata Gür, Frizbit Kurucu Ortak ve CEO

382

Mobil uygulamalarda kullanılan bildirim gönderme kanalının artık websiteleri için de kullanılabilir olmasını sağlayan ve anlık web bildirimleri kullanan bir pazarlama otomasyon aracı Frizbit’in Kurucu Ortağı ve CEO’su Ata Gür ile Startup Dostu ekosistem üzerine bir röportaj yaptık.

– Öncelikle sizi ve girişiminizi kısaca tanıyabilir miyiz?
 
Merhaba, ben Ata Gür. Tam olarak ne zaman olduğunu hatırlayamasam da üniversite yıllarımdan bu yana internet sektörüne ve girişimciliğe ilgim vardı. Bu nedenle de mezun olduktan sonra internet sektörü ve dijital pazarlama alanında ajans, girişim ve kurumsal şirketlerde çalıştım. Bu süre zarfında birkaç girişim denemem de oldu. Bu girişimlerin hiçbirisi büyük bir başarı getirmese de deneyerek öğrenmemize yardım etti.
Bir önceki girişimde birlikte çalıştığım İlhan Adıyaman ve onun Avea yazılım departmanından iş arkadaşı Tevfik İnce bir süredir yeni bir teknolojiyi kullanan bir dijital pazarlama yazılımı geliştiriyorlardı. MVP diyebileceğimiz bir çözüm hazır olduktan sonra dijital pazarlama ekibinin başında bulunduğum e-ticaret şirketinde bu çözümü test ettim ve ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu gördüm. İşimden ayrılarak 3 kişilik bir kurucu ekip olmamız çok sürmedi 🙂
Frizbit, önceden sadece mobil uygulamalarda var olan push notification kanalının artık websiteleri için de kullanılabilir olmasını sağlayan anlık web bildirimleri (web push notifications) teknolojisini kullanan bir pazarlama otomasyonu aracı. Internet şirketlerine sağladığı arayüz üzerinden kullanıcılarına belirli senaryolarla tetiklenen kişiselleştirilmiş anlık web bildirimi göndermesini sağlayarak, kullanıcılar sitede değilken bile onları tekrar websitesine çekmesini sağlıyor. Bunun sonucunda da internet şirketlerinin web trafiğini ve gelirlerini artırıyor. E-ticaret ve online medya başta olmak üzere her tür websitesi Frizbit’i kullanıyor. Ürün tamamen self servis olduğu için okuyucularımız şu an frizbit.com adresinden hesap oluşturarak kendi sitelerinde de ücretsiz olarak Frizbit’i deneyebiliyorlar.
– Bir girişim için yatırımın sadece maddi kaynak olmadığını biliyoruz. Bu noktada kurum ve şirketlerin rolünü nasıl tanımlıyorsunuz?
 
Büyük kurumlar ve şirketler genellikle yeni girişimlerle çalışmaktansa daha duyulmuş ama artık dinamikliğini ve öncülüğünü kaybetmiş eski şirketlerle çalışmayı tercih ediyorlar. Fakat bir girişimin erken aşamada müşterisi olan kurumlar ve şirketler ise hem kendilerine hem de girişimlere kazan-kazan durumu getiriyor. Kurumlar, hem yeni teknolojileri rakiplerinden daha önce kullanarak rekabet avantajı sağlıyorlar hem de verdikleri feedbacklerle gerçekten ihtiyaç duydukları çözümlere daha çabuk ulaşıyorlar. Girişimler açısından da ürünlerini daha çabuk test edip product-market fit’e daha erken ulaşmasını sağlamakla birlikte kestikleri faturalarla finansal açıdan da büyümelerini hızlandırıyor.
 
– Bir girişimin bir kurum veya şirket ile ilişkilerini nasıl kurması gerekir? Sizce girişim kimliği ile mi yaklaşmak doğrudur yoksa profesyonel bir görünümle mi kapıları çalmak daha doğru olur?
Bu soru sektörden sektöre ve sektörün içerisindeki firmanın profesyonelliğine göre çok değişiklik gösterebileceği için kesin bir cevap vermek pek söz konusu değil. Fakat bizim içerisinde bulunduğumuz pazarlama teknolojileri sektöründe güzel referansları olan bir girişim olmak gayet güzel karşılanıyor. Muhtemelen hedef müşteri segmentimizin de dijitalle uğraşıyor olması ve yeni teknolojileri denemeye açık olmaları büyük bir unsur.
 
– Sizin girişim sürecinizde en büyük faydayı sağlayan kurumsal ilişkilerinizi bize aktarabilir misiniz? 
 
Girişim sürecimizde ilk müşterilerimiz olan Teknosa, Vivense ve Mutlubiev bize hem referans hem de ürün feedbacki anlamında çok destek oldular. En çok faydayı sağladığımız diğer kurumlar ise katıldığımız hızlandırma programları olan Barcelona’daki Startupbootcamp IoT & Data Tech ile Türk Telekom Pilot oldu. Türk Telekom hem sağladığı finansal destek hem de geniş networkü ile bizim büyümemizde yardımcı oldu. Son olarak yakın zamanda başlayacağımız Bankalararası Kart Merkezi ile işbirliğimiz de bize Türkiye pazarında büyümemiz için büyük fayda sağlayacak.
– Tüm girişim deneyiminiz ve geçirdiğiniz süreçleri göz önüne alarak “keşke şöyle imkanlarımız da olsaydı” veya “bunların olmasını beklerdik” dediğiniz noktalar var mı?
 
Maalesef var. Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminde maalesef erken aşama yatırımlarında büyük eksiklik var. Hem Avrupa’da bir hızlandırma programına katıldığımız hem de yurtdışındaki TechCrunch Disrupt, Mobile World Congress, Websummit gibi dünyanın en büyük teknoloji organizasyonlarına katıldığımız için Türkiye ile Dünya’daki ekosistemi kolaylıkla karşılaştırabiliyoruz ve bu noktada hayli geride olduğumuzu söyleyebilirim. Kişisel birikimlerimiz ve gelir sağlayacak unsurlarımız olmasaydı biz de girişimden gelir elde edene kadar dayanamayabilirdik.
 
– Genel olarak bir kurumun / şirketin Startup Dostu olarak isimlendirilmesi için temel tanımı nasıl yaparsınız?
 
Kullanacağı hizmetlerde mümkün olduğunca girişimleri tercih eden ve büyük bir çıkar beklemeden girişimlerle işbirliği yapan kurumları startup dostu olarak tanımlayabiliriz.