Röportaj: Alp Can Basmacı, FikirAtölye

1325

Girişimcilerin mümkün olan en hızlı ve kolay şekilde yatırımcılara ve şirketlere ulaşmasını sağlayan FikirAtölye girişimin kuran Alp Can Basmacı ile bir röportaj yaptık.

Öncelikle sizi ve girişiminizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Ben Alp Can Basmacı, 17 yaşındayım, Antalya’ da yaşıyorum. Serüvenim 13 yaşındayken yazılımı tam olarak öğrenmem ile başladı. Sonrasında bir sürü kuruma ve kişiye işler yaparak kendimi geliştirdim. Şimdi de kendi girişimimi yönetiyorum. Hayallerinin peşinden gitmek, insanların hayatına dokunmak, Türkiye’nin gelişimine katkı sağlayabilmek isteyen bir gencim. Projeme gelecek olursak, FikirAtölye, projesi olan girişimcilerin mümkün olan en hızlı ve kolay şekilde yatırımcılara ve şirketlere ulaşmasını sağlıyor.

Neden Girişimcileri ve Yatırımcıları bir araya getirecek bir platform kurdunuz? Sizce bu tarz platformlar yeterince yok mu? Bir diğer bakış açısıyla var olanlar yetersiz mi ve neden?

Öncelikle yeterince var diyemeyiz. Aslında bu tarz oluşumlar, platformlar ne kadar fazla olursa iyi. FikirAtölye’yi diğer platformlardan ayıran özelliklerden biri bürokrasik süreçlerden uzak, hızlı ve kolay olması. Bunun yanında farklı sektörlerden güçlü şirketleri bünyesinde bulundurması çok büyük bir artı. Bu sayede girişimciler normal şartlarda belki adını bile duymayacakları şirketlere ulaşabiliyor. Ve bazı organizasyonların girişimlere çok uzun süreçler uyguladıklarını ve çok yüksek oranlarda hisselerini aldıklarını biliyoruz. Daha pek çok nokta var tabii, ilgilenenler web sitemizden her türlü bilgiye ulaşabilir.

Bir girişim için yatırımın sadece maddi kaynak olmadığını biliyoruz. Bu noktada kurum ve şirketlerin rolünü nasıl tanımlıyorsunuz? Sizce yatırımlar maddiyatın dışında da farklı şekillerde girişimcilerle bululuyor mu?

Tabii ki sadece maddi kaynak yeterli değil. Bana göre bunun yanında şirketlerin girişimciyi ve girişimi gerçekten anlaması, mentörlük sağlaması, faydalı olacak diğer şirket, kurum ve kişilere ulaştırması ve daha birçok destek lazım diyebiliriz. Bunun için de doğru girişimin doğru yatırımcıyla buluşması çok önemli.

Bir girişimin bir kurum veya şirket ile ilişkilerini nasıl kurması gerekir? Sizce girişim kimliği ile mi yaklaşmak doğrudur yoksa profesyonel bir görünümle mi kapıları çalmak daha doğru olur?

Bence bu biraz girişimcinin yaşına, konumuna ve kimlerle çalışması gerektiğine göre değişir. Mesela ben genç olduğum için bazı durumlarda biraz daha samimi, girişimci kimliğim ile yaklaşabiliyorum. Ama yaşça daha büyük birinden daha profesyonel bir yaklaşım beklenebilir. Veya bazı büyük kurumlar, şirketler karşılarından daha profesyonel bir yaklaşım bekleyebiliyor.

Bir önceki soruya benzer şekilde bir yatırım bir girişim ile nasıl bir ilişki kurmalı?

Yatırımcı yatırım miktarını aktardıktan sonra işim bitti diye düşünmemeli. Her an girişimi yakından takipte olmalı, bilgi ve tecrübelerini aktarmaya devam etmeli, sürekli yeni ne yapabiliriz diye düşünmeli. Zaten isimlerini duyduğumuz yatırımcılar şu an bunu yapıyor diyebilirim rahatlıkla.

Sizin girişim sürecinizde en büyük faydayı sağlayan kurumsal ilişkilerinizi bize aktarabilir misiniz? 

Antalya’dan çok değerli Emrah Kozan ve Raifhan Aydın hocalarım her anımda yanımdaydılar, bana çok fazla destekleri olmuştur. Bunun yanında Sn. Kaan Gülten’in çok fazla desteği oldu diyebilirim. Uservision kurucusu Batukhan Taluy’da aynı şekilde. Ne mutlu ki daha çok isim geliyor aklıma fakat hepsini teker teker saysam saatler alır. Kimse unuttuğumu düşünmesin.

Tüm girişim deneyiminiz ve geçirdiğiniz süreçleri göz önüne alarak “keşke şöyle imkanlarımız da olsaydı” veya “bunların olmasını beklerdik” dediğiniz noktalar var mı?

Türkiye’deki büyük şirketlerin, girişimlere daha fazla destek olduğunu, hatta bazı durumlarda girişimcinin şirketlerin peşinden değil de şirketlerin girişimci peşinde koştuğunu görmek bizi mutlu edecektir. Aynı zamanda apayrı sektörlerdeki, girişimcilik ekosistemi hakkında çok bilgisi ve ilgisi olmayan şirketlerin bu kültürü tanımaya başlaması ve ardından destek sağlaması gelişime büyük katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum.

Genel olarak bir kurumun / şirketin Startup Dostu olarak isimlendirilmesi için temel tanımı nasıl yaparsınız?

Bir kere ilk başta ekosistemi yakından takip ediyor olmalı, gelişmelerden haberdar olmalı. Yeni ortaya çıkan girişimcilere ve girişimlere destek olabileceği bir nokta gördüğü zaman anında temasa geçmeli. Ve her durumda girişimciyi anlamaya çalışmalı. Bunun en güzel örneklerinden biri de BKM’nin CEO’su Soner Canko olarak gösterilebilir.