Girişimciler için marka yaratmada ‘tek kelime’ faktörü

Bir girişimin tüketiciye hızlı erişimi, dolayısıyla büyümesi noktasında, zihinlerde ‘tek bir kelime ile’ eşleştirilebiliyor olması tam olarak ‘altın’ değerindedir.

Günümüzde pazarlama oldukça karmaşık, zorlu ve jargonlarla dolu. Pekçok girişim fikri açısısından pazarlama tarafındaki yolculuğun pek de kolay olmayacağı açık. Eskiden girişimciler için marka yaratmak nispeten daha basitti, artık değil. İsim bulma, ürün geliştirme, birçok yönüyle tasarım, tüketici araştırmaları, reklam stratejileri, satış geliştirme, halkla ilişkiler gibi konular eskiye göre çok daha yoğun şekilde rekabet içeren bir ortamda stratejik kararlarla şekillendirilmek zorunda. Hele ki tek kelimeyle özdeşleşmiş marka halini almak? 2018’de adeta bir mucize!

Tipik bir akıllı telefon alıcısının zihnini açıp bakma imkanınız olsaydı, prestij kelimesinin temsil etme oranının, belli başlı birkaç marka üzerinde ağırlık kazandığını görürdünüz; bu şirketlerden biri muhtemelen Apple olurdu. Benzer şekilde Volvo, tüketicilerin zihninde güvenlik kelimesi ile özdeşleşmiştir. Rolex, lüks saati; Selpak, kağıt mendili çağrıştırır…

Çoğu akademisyen, girişimlerde marka halini almada tek bir kelimeyle ifade edilmenin büyük değer taşıdığı görüşünü savunur. Öte yandan günümüzde tek bir (ya da birkaç) kelimeyle özdeşleşmiş girişim sayısı her geçen gün daha da azalmaktadır. Örneğin ilk ateşli yıllarında Facebook, bir sosyal medya agı olarak ilk üç içerisinde sayılabilirdi, ancak başlı başına kapsadığı bir kelime asla olmadı. Benzer şekilde WhatsApp, popüler bir anlık mesajlaşma uygulaması olarak görülebilir, buna karşın Çin gibi dünyanın bazı ülkelerinde daha popüler uygulamalar vardır. Bu anlamda küresel ölçekte büyük başarılar elde etmiş girişimlerin dahi tek bir kelimeye hükmetmelerinin ne kadar zor olduğu aşikar. Özetle bir ‘Selpak’ oluşturmak hiç de kolay değil.

Bu noktada küçük girişimleri satın alan büyük şirketler de ilginç bir olguyu akıllara getiriyor. Özellikle son yıllarda büyük şirketler, ihtiyaç duydukları bir ürün veya hizmeti, kendi organizasyonları dahilinde üretmek yerine önce bu alanda kapsamlı bir ‘kesin yapılmışı vardır’ araştırması gerçekleştirmeyi tercih ediyorlar. Çünkü akla gelebilecek en uç noktalardaki ürün ve hizmetleri dahi, dünyanın bir yerinde (bazen çok küçük ülkelerde, Okyanusya kıtasında bile) geliştirmiş olan ve o alanda faaliyet sürdüren girişimler olabiliyor. Köklü şirketler, bu girişimleri satın alarak ilgili Ar-Ge birikimini, ürün ve hizmeti bünyelerine katmayı çok daha proaktif ve makul buluyorlar.

Ne kadar zor olsa da tek bir kelimeyle çağrışım yaratmanın peşi olabildiğince bırakılmamalıdır.

Yine de bir girişim açısından kendisini tek kelimeyle özdeşleştirme potansiyeli es geçilmemeli. Günümüzde tek bir kelimeyle ifade edilebilen girişim projeleri geliştirmek gittikçe zorlaşşa da tüketicinin zihninde tek kelimeye sahip olma ayrıcalığının peşi bırakılmamalı. Bu, çok değerli bir marka yaratmanın altın kurallarından.

Sonuç olarak büyük marka yaratmak için tüketicilerin zihninde tek bir kelimeye sahip olma noktası önemlidir. Dünyanın herhangi bir yerinde daha önceden hedeflenen kelimelerle özdeşleşmiş marka veya girişim mevcut olabilir. Genelde böyledir. Yine de geçmişte çok daha kolay olan -tek kelime ile özdeş marka- çalışmaları, günümüz girişimleri için ele alınması, değer verilmesi gereken ve avantaj sağlayacak pazarlama adımlarındandır.